İçeriğe geç

Gül böreği hangi peynir ?

Gül Böreği Hangi Peynir?

Bir zamanlar Kayseri’nin en güzel sabahlarından birinde, güneş henüz tepemize yavaşça yükselirken, mahalle kahvesinin köşesinde oturuyordum. Elimde soğuyan bir fincan çay, düşüncelerim kafamda tüy gibi hafif ama bir o kadar da derindi. İçimde bir eksiklik vardı; öyle büyük bir boşluk ki ne kitap okurken ne de müzik dinlerken dolabileceğini hissediyordum. O an, belki de kaybolduğum duygusal boşluklardan birine başka bir şey sığdırmam gerektiğini düşündüm: Gül böreği. Evet, tam olarak o, Kayseri’nin simgesi haline gelmiş, sarmal şekliyle gözleri cezbeden, ama içinde öyle büyük bir huzur taşıyan gül böreği.

Ama bir soru vardı ki beni sabahın erken saatlerinden itibaren meşgul ediyordu. “Gül böreği hangi peynirle yapılır?” Ya da başka bir deyişle, gerçekten hangi peynir, bu kadar duyguyu, o ince, narin hamura sığdırabilirdi? Hangi peynir bu böreği tamamlayabilir, ona ruh katabilirdi?

Bir Sabahın Başlangıcı

O günün sabahı, mevsim geçişinin kararsız havası gibiydi. Bir anda güneş parlıyor, ertesi an ise gökyüzü gri bulutlarla örtülüyordu. Kahvemdeki buhar, yüzüme vuran soğuk rüzgarla dans ediyordu. O kadar derin bir düşünce içindeydim ki, gözlerim çevremdeki tüm kalabalığı fark etmiyordu. İçimdeki duygu dalgalanmalarını yaşıyordum; kaybolmuşluk, huzur arayışı, belki de kaybettiğim bir şeyin peşinden gitme isteği.

Ve tam o anda, çocukluğumun en belirgin hatıralarından biri aklıma geldi: Ninemin mutfağındaki o kadim kaybolan ritüel. Gül böreği yaparken mutfağa sızan kokular, el değmemiş hamurlar, üzeri eritilmiş tereyağının o sıcacık parıltısı… Her şey bir arada, öyle doğal, öyle huzurlu görünüyordu ki, o an bir nebze olsun huzur bulmuştum. Ancak bir şey eksikti: O yıllardır aradığım, tariflerin içinde kaybolan o peynir.

Anılar, Peynir ve Bir Arayış

Kayseri’de, gül böreği yapanların sayısı pek de fazla değildi. Çünkü bu börek, sadece ustaların ellerinde şekil bulabiliyor, onlara ait bir ritüeldi. O yüzden gül böreği, her zaman bir anlam taşırdı, her zaman kişiselleştirilmişti. Diğer böreklerden farklıydı; çünkü gül böreği, içinde sadece bir peynir barındırmazdı, bir nevi ruh katılırdı ona. İşte o peynirin hangisi olduğunu aramak, kaybolan bir parçayı bulmak gibi bir şeydi. Sadece tadı değil, duygusu da vardı. Gül böreği, beni adeta geçmişin sıcak mutfağına, annemle ninemin yanına, huzurlu ama bir o kadar da heyecan verici zamanlara götürüyordu.

Hangi peynir bu kadar derin bir anlam taşıyabilirdi? Beyaz peynir mi? Çökelek mi? Herkesin kendi tercihi vardı. Ama ben, o sabah, ilk kez belki de en doğru cevabı bulacağımı hissettim. Kayseri’nin en bilindik kasabına gittiğimde, gül böreğinin sırrını sorarken, yaşlı bir kadınla karşılaştım. Gözlerinde yılların bilgeliği, yudumladığı çayda kaybolmuş yılların izleri vardı. “Gül böreği hangi peynirle yapılır?” diye sordum. O an, kadın başını eğip, gülümsedi.

“Fark etmez, evlat,” dedi. “Önemli olan, o peynirin içine kattığın duygudur. O peynir ne kadar taze, o kadar iyi. Ama bu işin sırrı, böreği yapmakta değil, ona sevgi katmakta gizli. Sevgi, o peynirle birleştiğinde işte o zaman gül böreği olur. O yüzden en güzel gül böreğini, en taze beyaz peynirle yapmanı öneririm. Ama içinde ne olduğunu sen belirlersin.”

O an, bir anda her şeyin netleştiğini hissettim. Gül böreği, sadece bir peynirden ibaret değildi. İçindeki sevgi, o böreği başka bir yere taşırdı. İyi bir peynirin bile, doğru ellerde şekil alması gerektiğini anlamıştım. Duygular, her zaman yemeğe yansıyan bir şeydir, bir arayışın ve buluşun ta kendisidir.

Umut ve Yeni Bir Başlangıç

Kayseri’nin sokaklarında yürürken, her adımımda biraz daha huzur bulmaya başladım. O an, gül böreği yapmanın gerçek anlamının, sadece bir tariften ibaret olmadığını anlamıştım. Peynirin türü, şekli, yağı, hamuru… Bunlar hepsi önemliydi ama asıl mesele, içinde ne olduğuydu. Gül böreği yapmak, sadece bir tarif değil, içindeki duyguyu aktarmaktı. Sevgi, sabır ve zaman… Bunlar olmadan gerçek bir gül böreği asla mümkün olamazdı.

Böylece, o sabah gül böreği hangi peynirle yapılır sorusuna kendi cevabımı bulmuş oldum. Kayseri’nin bağrında yıllar sonra bir öğreti daha kazandım: Gül böreği, içinde hangi peynir olursa olsun, her zaman sevgiyle yapılır. Ve sevgi, her zaman gül böreğinin içinde en doğru peynir olur.

İçimden geçenleri, kalbimin derinliklerinden gelen o mutluluğu ve huzuru, sadece bir gül böreğiyle açıklamak belki imkânsız ama yine de bu küçük anı, yıllar boyu unutmayacağım.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

mecidiyeköy escort
Sitemap
ilbet mobil giriş