İnsan Hareketi Nedir? Bazen Bir Adım Atmak, Bazen Olduğun Yerde Kalabilmektir
Revu sayfasına hoş geldiniz! “İklim değişikliğine neden olan insan faaliyet nedir” hakkında hazırladığımız bu özel içeriğin tadını çıkarın.
Kayseri’de kış insanın içine işliyor. Bunu sadece hava durumu olarak söylemiyorum. Gerçekten işliyor. Özellikle akşam saatlerinde Cumhuriyet Meydanı’ndan yürüyüp eve dönerken o ayaz yüzüne vurunca, insan ister istemez kendi içine dönüyor. Ben de son birkaç yıldır bunu çok yapıyorum. İçime dönmeyi. Düşünmeyi. Yazmayı.
Zaten günlük tutmaya da böyle başladım.
Bir insan neden hareket eder diye ilk kez ciddi ciddi düşündüğüm günü hâlâ unutamıyorum. Çünkü o gün aslında sadece yürüyen insanlar görmemiştim. Kaçanları, bekleyenleri, vazgeçenleri ve tutunmaya çalışanları da görmüştüm.
Ve garip şekilde hepsinin içinde kendimden bir parça vardı.
Otobüs Durağında Başlayan O Garip Düşünce
Herkes Bir Yere Yetişmeye Çalışıyordu
Yaklaşık iki yıl önceydi. Hava inanılmaz soğuktu. Akşam olmuştu. İşten çıkmış eve dönüyordum. Otobüs durağında beklerken ellerimi montumun cebine sokmuş, nefesimle avuçlarımı ısıtmaya çalışıyordum.
O sırada etrafımdaki insanlara bakmaya başladım.
Bir kadın telefonla konuşuyordu, sesi titriyordu. Büyük ihtimalle biriyle tartışmıştı. Bir adam sürekli saatine bakıyordu. Bir öğrenci çantasını sırtından indirip yere bırakmıştı, yorgunluktan omuzları düşmüştü.
Herkes hareket halindeydi ama kimsenin gerçekten nereye gittiğini bildiğinden emin değildim.
İnsan hareketi nedir diye o an düşündüm.
Sadece yürümek mi?
Koşmak mı?
Bir yerden başka bir yere gitmek mi?
Yoksa insan bazen görünürde hiç kıpırdamadan da hareket ediyor olabilir miydi?
Çünkü ben o dönem hayatımda ilk kez içten içe değişiyordum. Ve bunu kimse fark etmiyordu.
Bazı Hareketler Dışarıdan Görünmez
Bir Sabah Aynaya Bakıp Kendini Tanıyamamak
25 yaşına gelince insanın her şeyi çözmüş olması gerektiği söyleniyor ya… Büyük yalan.
Ben çoğu sabah ne hissettiğimi bile anlayamıyordum.
Bir dönem sürekli aynı şeyleri yaşıyormuşum gibi hissediyordum. Aynı sokaklar, aynı otobüs, aynı market, aynı insanlar… Ama içimde sürekli yer değiştiren bir şey vardı. Sanki görünmeyen bir ağırlık taşıyordum.
Bir sabah aynaya bakarken şunu düşündüm:
“Ben en son ne zaman gerçekten mutlu oldum?”
İnsanın kendine bunu sorması kötü bir his.
Çünkü cevap hemen gelmiyor.
Ve bazen sessizlik, cevabın kendisi oluyor.
İnsan Hareketi Bazen Kaçmaktır
Bir Kafede Otururken Gelen O Mesaj
Kayseri’de küçük kafeleri severim. Özellikle kalabalık olmayanları. İnsan oralarda daha rahat düşünüyor. Bir gün yine defterimi alıp bir kafeye gitmiştim. Cam kenarında oturuyordum. Dışarıda hafif kar yağıyordu.
Telefonuma bir mesaj geldi.
Uzun zamandır konuşmadığım birinden.
Bazı insanlar hayatına tekrar girince insanın içinde eski yaralar açılıyor. Mesaj kısa olmasına rağmen bütün günüm değişmişti. Çünkü bazı cümleler insanı yıllar öncesine götürüyor.
Mesajı okuyunca kalbim hızlandı.
Sonra sinirlendim.
Sonra özledim.
Sonra hiçbir şey hissetmemeye çalıştım.
İnsan gerçekten ilginç bir canlı.
Bazen tek bir mesaj bile seni olduğun kişiden çıkarıp başka birine dönüştürebiliyor.
O gün defterime şunu yazmıştım:
“İnsan hareketi bazen fiziksel değildir. Bazen bir anının içinde kilometrelerce yürürsün.”
Şimdi dönüp okuyunca hâlâ boğazım düğümleniyor.
Babamın Sessizliği Bana Çok Şey Öğretti
Erkeklerin Duygularını Saklaması Meselesi
Babam duygularını çok belli eden biri değildir. Kayseri’de birçok baba gibi aslında. Sevdiğini davranışlarıyla gösterir ama kolay kolay konuşmaz.
Bir akşam birlikte televizyon izliyorduk. Haberlerde deprem görüntüleri vardı. İnsanlar ağlıyordu. Bir çocuk enkazın başında bekliyordu.
Babam o an televizyona bakıp sessizce başını eğdi.
Hiçbir şey söylemedi.
Ama ben onun gözlerinin dolduğunu gördüm.
İşte o an şunu fark ettim:
İnsan hareketi bazen konuşmamak olabilir.
Çünkü insanın içinde kopan şeyleri her zaman kelimeler anlatmıyor.
Bazı insanlar acıyı sessiz yaşayarak taşıyor.
Ve dürüst olayım, bu beni hem üzüyor hem de korkutuyor.
Çünkü bazen ben de duygularımı içime atarken babama benziyorum.
İnsan Hareketi Nedir? Sanırım Bir Şeyleri Taşımaktır
Herkesin Görünmeyen Bir Yükü Var
Otobüste, sokakta, kafede gördüğümüz herkesin içinde görünmeyen bir hikâye var. Bunu fark ettiğimden beri insanlara farklı bakmaya başladım.
Mesela geçen ay yaşlı bir amca gördüm. Tramvayda elinde poşetlerle ayakta duruyordu. Kimse yer vermedi. Bir ara camdan dışarı baktı.
Yüzünde öyle yorgun bir ifade vardı ki…
Bir insanın bütün hayatı yüzüne yerleşebilir mi?
Bence evet.
Belki eşini kaybetmişti.
Belki hastaneden dönüyordu.
Belki sadece çok yalnızdı.
Bilmiyorum.
Ama o gün şunu düşündüm:
İnsan hareketi sadece bedenin hareketi değil. İnsan geçmişini, pişmanlıklarını, umutlarını da taşıyor.
Ve bazen en ağır yük görünmeyen oluyor.
Hayal Kırıklığı İnsanı Değiştiriyor
Bazı Dostluklar Sessizce Bitiyor
Eskiden arkadaşlıkların sonsuza kadar süreceğine inanırdım. İnsan gençken biraz saf oluyor galiba.
Bir arkadaşım vardı. Neredeyse her gün konuşurduk. Sonra hayat araya girdi. İşler, stres, kırgınlıklar…
Bir süre sonra mesajlar azaldı.
Sonra tamamen bitti.
Ne kavga ettik ne vedalaştık.
Sadece birbirimizin hayatından çıktık.
İnsan bazen böyle ayrılıkları daha zor atlatıyor. Çünkü ortada net bir son olmuyor. Sanki yarım kalmış bir cümle gibi.
Geçenlerde eski fotoğraflara bakarken içim acıdı.
Çünkü bazı insanları kaybetmek aniden olmuyor.
Yavaş yavaş oluyor.
Ve insan bunu durduramıyor.
Ama Umut da Var
Küçük Şeyler İnsanı Hayata Döndürebiliyor
Bütün bu duyguların arasında bana iyi gelen şeyler de oldu.
Mesela sabah erken saatte yürümek.
Kayseri’nin sessiz sokaklarında kulaklık takıp yürümeyi seviyorum. Özellikle güneş doğarken şehir başka görünüyor. İnsanlar yeni yeni uyanıyor. Fırınlardan ekmek kokusu geliyor.
O anlarda hayat biraz hafifliyor.
Geçenlerde küçük bir çocuk gördüm. Kar topu yapmaya çalışıyordu ama sürekli dağılıyordu. Sonra gülmeye başladı.
Durup onu izledim.
Ve fark ettim ki insan hareketi bazen yeniden başlayabilmektir.
Düşe kalka da olsa devam etmek.
Galiba büyümek biraz bu.
İnsan Kendini Hareket Ettirmeyi Öğreniyor
Kimse Seni Kurtarmaya Gelmiyor
Bunu kabul etmek zor ama gerçek.
Bir dönem sürekli bir şeylerin değişmesini bekledim. Daha iyi hissetmeyi, hayatın düzelmesini, içimdeki boşluğun geçmesini…
Ama zaman tek başına hiçbir şeyi çözmüyor.
İnsan bazen kendini ayağa kaldırmak zorunda kalıyor.
İlk adım zor oluyor.
Hem de çok zor.
Ama sonra yavaş yavaş alışıyorsun.
Bir gün daha az üzülüyorsun.
Bir gün daha rahat nefes alıyorsun.
Bir gün aynaya bakınca kendini biraz daha tanıyorsun.
Belki insan hareketi tam olarak budur.
İçindeki ağırlığa rağmen devam etmek.
Bugünlerde Kendime Daha Dürüstüm
Eskiden güçlü görünmeye çalışırdım. Şimdi üzgünsem üzgün olduğumu kabul ediyorum. Özlediysem özlediğimi söylüyorum.
Çünkü insan duygularını bastırdıkça taşlaşıyor.
Ve ben taş gibi yaşamak istemiyorum.
Bazen geceleri hâlâ geçmişi düşünüyorum. Hâlâ bazı şeyleri kafamda büyütüyorum. Hâlâ kırıldığım anları unutamıyorum.
Ama artık kendime kızmıyorum.
Çünkü insan olmak biraz da bu galiba.
Eksik olmak.
Kırılmak.
Toparlanmak.
Tekrar denemek.
Sonuç: İnsan Hareketi Belki de Hayata Tutunma Şeklidir
İnsan hareketi nedir diye bugün biri bana sorsa, tek bir cevap veremem.
Çünkü artık biliyorum:
Bir insan bazen yürüyerek hareket eder.
Bazen susarak.
Bazen ağlayarak.
Bazen vazgeçmeyerek.
Hareket sadece fiziksel bir şey değil.
Kalbin değişmesi de bir hareket.
Birini affetmek de.
Bir sabah yeniden umut etmek de.
Ve galiba en önemlisi şu:
İnsan, ne kadar yorulursa yorulsun içinde küçücük de olsa bir umut taşıdığı sürece hareket etmeye devam ediyor.
Ben buna inanmak istiyorum.
Revu okurlarıyla “İklim değişikliğine neden olan insan faaliyet nedir” konusunu paylaşmak gerçekten güzeldi. Bir sonraki yazımızda görüşmek üzere!